Tahliye taahhütnamesi, ev sahibinin kiracının belirli bir tarihte konutu boşaltmasını talep etmesini sağlayabilir. Ancak belgenin imzalanmış veya noter onaylı olması, her durumda geçerli olduğu anlamına gelmez.
6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun (TBK) 352. maddesi, tahliye taahhüdünün temel şartlarını düzenler. Yargıtay kararları da belgenin düzenlenme koşullarının ve tarafların iddialarını ispat durumunun önemini ortaya koyar.
1. Taahhüt, konut teslim edilmeden önce alınmışsa
TBK 352/1’e göre kiracı, kiralanan kendisine teslim edildikten sonra belirli bir tarihte boşaltmayı yazılı olarak üstlenmelidir.
Kira sözleşmesi imzalanırken alınan taahhütler, özellikle kiracının belgeyi hangi koşullarda imzaladığı bakımından hukuki uyuşmazlık yaratabilir. Ancak yalnızca tarihlerin yakın olması, belgenin otomatik olarak geçersiz olduğu anlamına gelmez.
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, E. 2017/975, K. 2021/1108 sayılı kararında, taahhüdün kira sözleşmesinden önce imzalatıldığı iddiasının ispatını değerlendirmiştir. Karar, bu iddianın somut delillerle desteklenmesinin önemini gösterir. Kararı inceleyin.
2. Tahliye tarihi veya belgenin içeriği belirsizse
Taahhütnamede kiralanan taşınmazın ve tahliye tarihinin belirlenebilir olması gerekir. Tahliye tarihinin açıkça belirtilmemesi veya belgenin hangi kira ilişkisine ait olduğunun anlaşılamaması geçerlilik tartışması doğurabilir.
Belgedeki boş alanların sonradan doldurulduğu iddiası da tek başına kesin sonuç doğurmaz. Belgenin nasıl düzenlendiği, tarafların iradesi ve iddiaları destekleyen deliller birlikte değerlendirilir.
Öneri: Taahhütnameyi imzalamadan önce tarihleri ve diğer bilgileri kontrol edin; sonradan değişiklik yapılması konusunda uyuşmazlık yaratabilecek uygulamalardan kaçının.
3. Baskı altında imzalandığı ileri sürülüyorsa
Kiracı, taahhütnamenin baskı altında imzalatıldığını veya düzenleme tarihinin gerçeği yansıtmadığını ileri sürebilir. Ancak bu iddialar, belgenin kendiliğinden geçersiz olduğu anlamına gelmez.
Yargıtay 3. Hukuk Dairesinin E. 2024/4052, K. 2025/1108 sayılı kararında, kiracının taahhüdün baskıyla alındığı ve tarihin gerçeği yansıtmadığı yönündeki savunması değerlendirilmiştir. Kararda, somut olayda bu iddiaların ispatı üzerinde durulmuştur. Karar metni.
Bu nedenle baskı iddiasının sonucu, olayın koşullarına ve sunulan delillere bağlıdır.
4. Belgeyi doğru kişinin imzalamaması
Kira sözleşmesinde birden fazla kiracı bulunması veya konutun aile konutu olarak kullanılması hâlinde, taahhüdü kimin imzaladığı önem kazanabilir.
Aile konutlarında TBK 349 ve ilgili aile hukuku hükümleri de gündeme gelebilir. Birden fazla kiracının bulunduğu durumlarda ise taahhüdün kapsamı ve tarafların hukuki konumu ayrıca incelenmelidir.
Bu tür durumlarda yalnızca imza sayısına bakarak kesin sonuca varmak doğru değildir. Kira sözleşmesi, aile konutu durumu ve belgenin düzenlendiği tarihteki koşullar birlikte değerlendirilmelidir.
5. Tahliye için yasal süre kaçırılmışsa
TBK 352/1 uyarınca kiracı, taahhüt ettiği tarihte taşınmazı boşaltmazsa ev sahibi, tahliye tarihinden başlayarak bir ay içinde icra takibi başlatmalı veya dava açmalıdır.
Bu süre, taahhütnamenin imzalandığı tarihten değil, belgede belirtilen tahliye tarihinden hesaplanır.
Sürenin kaçırılması, taahhüde dayalı tahliye yolunda hak kaybına neden olabilir. Başka bir tahliye sebebinin bulunup bulunmadığı ise ayrıca değerlendirilir.
Noter onaylı tahliye taahhütnamesi kesin geçerli midir?
Hayır. Noter işlemi, imza ve belgenin düzenlenmesi bakımından önemli bir ispat avantajı sağlayabilir. Ancak taahhüdün teslimden sonra verilmesi, içeriğinin belirli olması ve yasal sürelere uyulması gibi şartların yerini tutmaz.
Sonuç
Tahliye taahhütnamesinin geçerliliği yalnızca imzaya veya noter onayına bağlı değildir. Belgenin düzenlenme zamanı, içeriği, imza durumu ve yasal sürenin takibi birlikte değerlendirilmelidir.
Ev sahipleri ve kiracılar, tahliye sürecinde hak kaybı yaşamamak için belgelerini ve tebligatlarını dikkatle incelemeli; somut uyuşmazlıklarda bir hukuk uzmanından destek almalıdır.
Bu içerik genel bilgilendirme amacı taşır; hukuki danışmanlık yerine geçmez.





